Melankolik Yağmurlar

          Bu sabah erken uyandım yine … Yağmurun hoş sesi ve sıcaklığı karşıladı uykulu ve soğuk gözlerle bakan bedenimi … Dışarıda buz kesen ayazın keskin soğuğunu bedenimde hissetmemi önleyen bir barikattı sanki o sağanak ve insanın yüzüne sövercesine yağan yağmurun sıcaklığı…

          Dost olmuştuk onunla dost kelimesinin anlamını yitirdiği bu çekilmez ahir zamanda … Kimi zaman üşütüyordu iliklerime kadar, kimi zaman da sırılsıklam ıslatıyordu tüm bedenimi fakat yalnız bırakmıyordu beni bir başıma hiç bir zaman. Tüm eylemlerini sinsi planlar içerisinde fiiliyata dönüştürmek yerine sertçe yüzüne vurma opsiyonunu seçiyordu. Bu durum ilk başta çok hoşuma gitmese de biliyordum hepsi benim iyiliğim için olduğunu … Sırılsıklam ıslanma hissini yaşamalıydım kuru kalmanın kıymetini ve hazzının değerini anlamam için …

          Ben hüngür hüngür ağlıyordum o saklıyordu gözyaşlarımı damlalarıyla ,ben hıçkıra hıçkıra çemkiriyordum o betonla sevişirken gürleyerek çıkarttığı sedayla gizliyordu ağlamaklı haykırışlarımı, ben hem ağlamak hem de yalnız kalmak istiyordum o insanları tatlı bi telaşa sürükleyerek bir başıma kalmamı sağlıyordu.Tüm stabilize atıkların izini siliyordu kalbimden dolaylı olarak ve kibirli bir şekilde göz kırpıyordu iyi gidiyorsun evlat der gibi tüm gözle görülür karanlığı aydınlatarak … Yolda yürürken o yollarda oluşturduğu birikintilerden kaçmaya çalışmam bile onun eseriydi, gittiğim her yolun engebeli olacağının dipnotuydu ve ayakkabılarımın çoraplarımın hatta ayaklarımın bile ıslanmasını sağlaması, bu yollarda daha çok yeni olduğumu ve daha çok ayaklarımın aşınacağı, bin bir zorluklarla karşılacağımı hatırlatmak istemesindendi...

          Fırtına öncesi sessizlik yerini fırtınaya bırakmıştı. Göz gözü görmüyordu.Her yer karanlıktı. Etrafta derin bir sessizliğin sesinin insanlarda oluşturduğu ıssızlık ve patlamaya hazır bombanın insanda yarattığı derin ve telaşlı bir sakinliğe benzeyen bir tavır takınıyordu. Risk teşkil eden bir eylemdi  ve rizikolu hayatta yaşamın risklerini anımsatıyordu bu durum içten içe.

          Artık yağmur yavaş yavaş dinmeye başlamışken son bir hışımla son kez yağarak son sözü söylemek istiyordu haykırırcasına ve bardaktan boşalırcasına... Şöyle bir durdum ve düşündüm. Belki saçmalıyordum belki de abartıyordum. Bilmem belki de yağmur hiçbir şeyi anlatmıyordu bana uyduruyordum tüm bu düşünceleri kendi hayalperest dünyamda..
          Kendi kendime konuşuyorum, saçmalıyorum işte hissine kapılmıştım ki, derinlerden bir ses iliklerime kadar işledi o an...

          Bana yağmuru anlatma ... Yağ !!!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder